Bize gelişi buysa demek ki! Birçok kişinin severek içtiği, içmeden duramadığı, duraksamadan içemediği, içemeden.. -her neyse- kahvenin nereden geldiğini bir kaç yıl önce öğrendiğimde, zaten adımımı atmadığım, sağda solda mantar gibi biten meşhur yemen kahvecilerinin yemenliliklerinden bir kez daha şüphe duydum. Ana vatanı Etiyopya olan kahve ile Türkler'in tanışması Osmanlıların Yemen'i almasıyla gerçekleşmiş. Tabi bizden sonra da Avrupalılar tanışmış. Şimdi dünya üzerinde gitmediği yer kalmayan kahvenin tiryakisi olmasam da değişik bir şeyler içmiş olmak için arada içiyorum. Varsayılan kırk yıllık hatır süresi kahvenin türüne göre değişiklik gösteriyor mudur acaba? Oturup kahve içme imkanımız olsa da aklımıza gelmediğinden kahve içmediğimiz yakın dostlarımızla bu samimiyeti sürdürebilmek için bu ritüeli gerçekleştirmek şart mı? 3 yıl olmuştur her halde bu fotoğrafı çekeli. Dondurmalı kadayıftan sonra Kahve! Kahvenin sıradan bir fotoğrafı. Rengini k...
Not defterime çiziktirdiklerimden
Bu dünya cehenneminde üşüyoruz. Bu soğuk yüzler soluk gülüşmeler arasında başımızı eğip kendi karanlığımızı arıyor, bulmayı ümit ediyoruz. Ne garip başkalarınınkini beğenmiyor, umursamıyoruz. Midemiz bulanıyor eleştirirken. Durup düşünmeden, ışığın parlamasını beklemeden yürümek alışkanlık olmuş. Rüzgarı dinlemeden, göğü izlemeden geçip gitmeyi bir şeyler sanıyoruz. Nefes nefese kalmış bir haldeyiz. Bir dakika durun. Kalp atışlarınızı,etraftaki ayak seslerini, konuşmaları dinleyin, yaşamın bizi nasıl daha tahammülsüz ve aceleci yaptığını görün. Başkalarının başarılarının bizi nasıl mutsuz ve kıskanç kıldığını, sadece çıkarlarımızın rotamızı belirlediğini görün. Bu bataklıkta daha fazla ilerlemenin imkanı olmadığını idrak edin. Hırslarınızın ve maddiyatın yörüngesinde savrulup öz saygınızı kaybediyorsunuz. Şiir okumuyor, müzik dinlemiyor, aklınıza geleni kağıda dökmüyorsunuz.
Kimden neyi bekliyorsunuz ve kimden ne buluyorsunuz? Bu iki 'kim' arasındaki fark sizin amacınızın rotasını ve kalitesini belirliyor. Ne yazık ki tek bir amaç uğruna hiç bir prensibe bağlı kalmadan bütün araçları makbul görüyorsunuz. Bu gösteriş azminin sonunda sizi ulaştıracağı tek yer yeniden başa dönememe pişmanlığı olabilir mi?
Yorumlar
Yorum Gönder