Ana içeriğe atla

Where is Etihiopia?

Bize gelişi buysa demek ki! Birçok kişinin severek içtiği, içmeden duramadığı, duraksamadan içemediği, içemeden.. -her neyse- kahvenin nereden geldiğini bir kaç yıl önce öğrendiğimde, zaten adımımı atmadığım, sağda solda mantar gibi biten meşhur yemen kahvecilerinin yemenliliklerinden bir kez daha şüphe duydum. Ana vatanı Etiyopya olan kahve ile Türkler'in tanışması Osmanlıların Yemen'i almasıyla gerçekleşmiş. Tabi bizden sonra da Avrupalılar tanışmış. Şimdi dünya üzerinde gitmediği yer kalmayan kahvenin tiryakisi olmasam da değişik bir şeyler içmiş olmak için arada içiyorum.  Varsayılan kırk yıllık hatır süresi kahvenin türüne göre değişiklik gösteriyor mudur acaba? Oturup kahve içme imkanımız olsa da aklımıza gelmediğinden kahve içmediğimiz yakın dostlarımızla bu samimiyeti sürdürebilmek için bu ritüeli gerçekleştirmek şart mı? 3 yıl olmuştur her halde bu fotoğrafı çekeli. Dondurmalı kadayıftan sonra Kahve! Kahvenin sıradan bir fotoğrafı. Rengini k...

Ağustos'ta Türk Başkadır

Hangi Ağustos Daha Sıcaktı?

Beyaz Zambaklar Ülkesinde   Atatürk'ün tavsiye ettiği kitabın fotoğrafını buldum arşivi karıştırırken. Öğrendiğime göre Türkiye'de en çok satılan kitaplardan biriymiş zamanında Grigory Petrov'un 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde' kitabı. Finlandiya'nın içinde bulundukları durumdan bu günlere nasıl geldiğiyle ilgili bilgi veren bir kitap. Böyle gelmiş böyle gidercilerin tam aksine bir şeyleri düzeltmek için çabalamanın, zamanla öyle düşünmeyenleri de bu rüzgarın içine alacağını gösteriyor bize. 

Zafer ayı


   Aslında bizim de mücadele konusunda alacağımız örneklerimiz var. Sağa sola değil kendi tarihimize bakarsak bunu görebiliriz. Ağustos ayı Türk tarihi için önemli bir yere sahip. İşte böyle sıcak bir yaz günü, 26 Ağustos 1071'de Malazgirt'te Sultan Alparslan ve Doğu Roma İmparatoru Diyojen karşı karşıya gelmiş, Selçuklular kendilerinden iki kat büyük olan Bizans ordusunu alt etmiş ve Diyojen esir düşmüştü. Bundan sonra Doğu Roma yıkılış sürecine girmiş ve Anadolu kapıları Türklere açılmıştı. Osmanlı Döneminde de Otlukbeli, Çaldıran, Mohaç gibi önemli zaferlerimiz yine atalarımız tarafından bu ayda elde edilmiştir. Nihayet Anadolu'nun kapılarının Türklere açılmasından 851 yıl sonra yine 26 Ağustos 1922 günü başlayıp 30 Ağustos'ta Türklerin kesin zaferiyle sonuçlanan Büyük Taarruz bizi geldiğimiz yere Orta Asya'ya göndermek isteyenlerin hayallerini Ege'nin serin sularına düşürmüştür. Mustafa Kemal Paşa'nın Başkomutan olarak bizzat yönettiği savaştan sonra 9 Eylül günü Türk Ordusu İzmir'e girmiştir. 

   Toz bulutlarının arasında Anadolu'daki varlığımız için kanını akıtan. Düşman ateşinin, güneşi unutturduğu savaş meydanlarında gençliklerini harcayan atalarımıza minnetle. Türk'ün zafer ayı Kutlu olsun!




Yorumlar

  1. Güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık. Zafer ayımız kutlu olsun.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Where is Etihiopia?

Bize gelişi buysa demek ki! Birçok kişinin severek içtiği, içmeden duramadığı, duraksamadan içemediği, içemeden.. -her neyse- kahvenin nereden geldiğini bir kaç yıl önce öğrendiğimde, zaten adımımı atmadığım, sağda solda mantar gibi biten meşhur yemen kahvecilerinin yemenliliklerinden bir kez daha şüphe duydum. Ana vatanı Etiyopya olan kahve ile Türkler'in tanışması Osmanlıların Yemen'i almasıyla gerçekleşmiş. Tabi bizden sonra da Avrupalılar tanışmış. Şimdi dünya üzerinde gitmediği yer kalmayan kahvenin tiryakisi olmasam da değişik bir şeyler içmiş olmak için arada içiyorum.  Varsayılan kırk yıllık hatır süresi kahvenin türüne göre değişiklik gösteriyor mudur acaba? Oturup kahve içme imkanımız olsa da aklımıza gelmediğinden kahve içmediğimiz yakın dostlarımızla bu samimiyeti sürdürebilmek için bu ritüeli gerçekleştirmek şart mı? 3 yıl olmuştur her halde bu fotoğrafı çekeli. Dondurmalı kadayıftan sonra Kahve! Kahvenin sıradan bir fotoğrafı. Rengini k...

Yağmurlu Birkaç Gün

    Yol İnsanı Terbiye Eder  Geyve-Bolu Arasında Bir Yer      Eylül'ün son günü saat sabahın beşi. Yağmur geceden başlamış, ziyanı yok. Meteorolojiyi umursamadan Bursa'dan koyuluyorum. Rotamı ve konaklamalarımı birkaç gün evvelinden belirlediğimden güzergahı hiç değiştirmeden, İznik üzerinden Bolu istikametine sürüyorum motorlu taşıtlar vergisini. Yağmur gittikçe şiddetini artırıyor. İznik'i geçip Adapazarı yoluna düşüp kara bulutların gölgeleri artık görünür olmaya başladığında yol üzerindeki sağlı sollu serpiştirilmiş köylerin kimi eski kimisi de artık terk edilmiş evleri, ahırları ve depoları yolcuları ürkütmeye çalışan bir siluet haline gelmişti. Böyle binaları izlemek bana sebebini bilmediğim tarifsiz bir keyif veriyor. Pamukova civarına geldiğimde artık kızıl ışıklar gökyüzünü kaplamıştı. Geyve istikametindeki yüksek tepelerin aralarından akıp giden sis bulutları içinde bir yükselip bir kaybolan rüzgar türbinleri yolcuları selamlıyor. Ardından Geyve'y...

İzmir'de Bir Gün

İzmir'e Doğru      2022 Yılını yazmadan kapattım. 2023'e yazarak başlamak istiyorum. Eylül-Ekim ayları gevşer fren yayları diyerek 23 Eylül sabahı saat 4 sularında atlayıp arabama ve epeydir görmek isteyip fırsat bulamadığım Efes Antik kentini görmeye, İzmir'e doğru sürüyorum. Sonbaharın serin geçen gecesinde Bursa'dan çıkarken sisten karanlık bile neredeyse görünmeyecek hale gelmişti. Yolun sessizliğinin uykumu getirdiğini anladığımda Dücane CÜNDİOĞLU ve Ahmet ARSLAN hocanın daha önce TV'de yayınlanmış programlarını açıp yol boyunca dinliyorum. Felsefe dinlemek bana keşfedilmiş güzelliklerin sergisi gibi geliyor. Balıkesir civarlarında gün ağarıp dikiz aynamda gün doğumu belirince, arada bir aynadan bu güzel manzaraya bakıp, sanki güneşi sırtıma yüklemiş gibi Ege'ye giriyorum bilmediğim kasabaların yanından. Erken kalkmak zorunda olanların uzaktan duyduğu yabancı bir otomobil uğultusundan başka bir şey değilim o vakitlerde.  Efes'e Varınca     Nihayet İzmi...