Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Where is Etihiopia?

Bize gelişi buysa demek ki! Birçok kişinin severek içtiği, içmeden duramadığı, duraksamadan içemediği, içemeden.. -her neyse- kahvenin nereden geldiğini bir kaç yıl önce öğrendiğimde, zaten adımımı atmadığım, sağda solda mantar gibi biten meşhur yemen kahvecilerinin yemenliliklerinden bir kez daha şüphe duydum. Ana vatanı Etiyopya olan kahve ile Türkler'in tanışması Osmanlıların Yemen'i almasıyla gerçekleşmiş. Tabi bizden sonra da Avrupalılar tanışmış. Şimdi dünya üzerinde gitmediği yer kalmayan kahvenin tiryakisi olmasam da değişik bir şeyler içmiş olmak için arada içiyorum.  Varsayılan kırk yıllık hatır süresi kahvenin türüne göre değişiklik gösteriyor mudur acaba? Oturup kahve içme imkanımız olsa da aklımıza gelmediğinden kahve içmediğimiz yakın dostlarımızla bu samimiyeti sürdürebilmek için bu ritüeli gerçekleştirmek şart mı? 3 yıl olmuştur her halde bu fotoğrafı çekeli. Dondurmalı kadayıftan sonra Kahve! Kahvenin sıradan bir fotoğrafı. Rengini k...

Scrikss 419 Üzerine

1966 yılında Türkiye'deki ilk modeli olan 17 serisini üretimesinin üzerinden epey bir zaman sonra markanın 419 modeli, dolma kalem hobisine yeni başlamış olan bendeniz ile buluşmustu. Vidalı kapak, akrilik reçine malzemeden yapılması, piston dolum sistemi ve altin rengi trimleri çok hoşuma gitse de, ilk baştaki yazılarımdan diğer başlangıç dolma kalemlerimden farklı bir tat alamamış gibiydim. Beni şimdilik tatmin eden iki yönü vardı. Bunlar pistonlu dolum sistemine sahip olması ve haznesinin kartuşlu kalemlerime göre fazla mürekkep almasıydı. Bu sebepten uzun süreli kullanım sağlıyordu. Elimdeki az sayıda kalemden tek pistonlu kalem olması sebebiyle de neredeyse tüm yazılarımı bu kalemle yazdım. Zamanla altın rengi trimlerde renk atması meydana geldi ancak soyulma şeklinde değil renk değişimi şeklinde gerçekleşti ve gözüme rahatsız edici gelmedi. Daha sonra pratik çek çıkar kapaklı kalemlerimin kapakları su koyuvermeye başlayınca vidalı kapağı da hoşuma gitmeye başladı....

İzmir'de Bir Gün

İzmir'e Doğru      2022 Yılını yazmadan kapattım. 2023'e yazarak başlamak istiyorum. Eylül-Ekim ayları gevşer fren yayları diyerek 23 Eylül sabahı saat 4 sularında atlayıp arabama ve epeydir görmek isteyip fırsat bulamadığım Efes Antik kentini görmeye, İzmir'e doğru sürüyorum. Sonbaharın serin geçen gecesinde Bursa'dan çıkarken sisten karanlık bile neredeyse görünmeyecek hale gelmişti. Yolun sessizliğinin uykumu getirdiğini anladığımda Dücane CÜNDİOĞLU ve Ahmet ARSLAN hocanın daha önce TV'de yayınlanmış programlarını açıp yol boyunca dinliyorum. Felsefe dinlemek bana keşfedilmiş güzelliklerin sergisi gibi geliyor. Balıkesir civarlarında gün ağarıp dikiz aynamda gün doğumu belirince, arada bir aynadan bu güzel manzaraya bakıp, sanki güneşi sırtıma yüklemiş gibi Ege'ye giriyorum bilmediğim kasabaların yanından. Erken kalkmak zorunda olanların uzaktan duyduğu yabancı bir otomobil uğultusundan başka bir şey değilim o vakitlerde.  Efes'e Varınca     Nihayet İzmi...

Nicaea'ya Doğru

İznik'te Bir Öğleden Sonrası      5 Eylül 2021 günü serin bir sonbahar sabahına 'Bugün etrafa bir göz atayım' diyerek uyandım. Hava kapanmış, yağmur yağdı yağacak ama olsundu. Tripodumu, fotoğraf makinemi alıp düştüm yola, Eis ten Nikaion. Eski Yunan dilinde 'Nikaia'ya Doğru' demekmiş. Belediye'ye ait web sitesinden öğrendiğim kadarıyla. Bursa merkezinin kuzey doğusunda kalan kalan kentin şehir merkezine uzaklığı ise yaklaşık 80 kilometre. 40-50 dakikalık bir yolculuğun ardından İznik'e yaklaştığımı anladığım sırada şehre yaklaşık 5-10 dakika mesafede olan tepeyi aşınca bir hediye paketi açmış hissine kapılacağınız o manzarayla karşılaştım. İznik gölü ve kıyısında sakince sonbahara hazırlanan İznik. Çok eski bir yerleşim yeri olan bu topraklar halen cazibesini yitirmemiş gibi.  Yenişehir kapı Tarihin Üzeri Tarihle Örtülü Gibi      Milattan önce 2500 yıllarına tarihlenen toplu yerleşimleri olan bölge daha sonra insanlar tarafından yurt edinilip büyümüş....

Gölyazı'da kısa paslaşmalar

 BURSA-GÖLYAZI Gölyazı'ya Giriş      21 Ağustos Cumartesi. Güneşli bir Bursa sabahını atlatıp öğle vaktine yaklaşınca Şehir merkezinden İzmir istikametine doğru yaklaşık 15-20 dakika mesafede bulunan Gölyazı Köyü'ne doğru yola çıkıyorum. Şehir merkezinden Köy 'ün girişindeki ayrıma kadar oldukça yoğun bir trafik var hafta sonu. Daha önce pek bilgi sahibi olmadığım bu yerle ilgili internet üzerinde kısa bir araştırma yapmıştım yola çıkmadan. Köy Antik dönemde Yunan mitolojisi tanrısı olan Apollon'a adanmış Apollonia isimli antik kentin üzerine kurulmuş Uluabat Gölü tarafından çevrelenen bir yerleşim. Hafta sonu araç trafiğine kapalı olan köye girişte araçlar için yapılan otoparklara cüzi bir ücret karşılığında aracınızı bırakabilirsiniz.   Zambak Tepesinden Gölyazı Aziz Panteleimon Kilisesi     Bu aralar İncir ve Şeftali zamanı olduğundan köyde meyve alım noktaları faal durumda. Köye doğru biraz yürüyünce sol tarafınızda birden evlerin lokantalar...

Van'a Bak!

 Van'dan      Zaman Yetmedi     Van içinde kısa bir gezintiye başlıyoruz 2021 Temmuzunun başında. Bütün listeyi gezmeye zaman ne yazık ki yetmedi. İlk gün gündüz yolculuk yaptığımız için yorgun bir halde şehir merkezine ufaktan göz gezdirip otele geri dönüyorum. Sıcaklık baş döndürüyor. Bölgedeki bilinen en eski yerleşimi yaklaşık 3 değil 5 değil tam 9 bin yıl öncesine dayanıyor Van şehrinin. Türkiye'nin en büyük gölü ve Dünya'daki tek sodalı göl - ki bu yüzden sadece kendine has balık türü olan inci kefalinden başka balık bulunmuyor- olan Van Gölü'nün yanına kurulmuş  bir şehir burası. Şehrin kalesi, şehir merkezinin doğusuna doğru Van Gölü'nün yanında bulunuyor. Milattan önce 2 binlerde Hurriler burada Hurri Devletini kuruyor ve Hurrice konuşuyorlar. Sümer kaynaklarında Hurriler'in Asya kökenli olduğu bilgisi yer alıyor.  Daha sonra buradaki küçük kabileler birleşip Urartu Devletini Tuşba (Tuşpa) civarında kuruyorlar. Mezopotamyada kurulan meden...

3 Gün ve Bursa

     Kısa Bir Bursa Turu    Spontane Bir Yürüyüş      2021 mayısı. Henüz iki yıl önce yaşamaya başladığım şehri arkadaşım sayesinde turlamaya başlıyorum. Şehirler arası otobüs terminalinden şehir merkezine doğru şehrin yükselen binalarını izleyerek Heykele doğru ilerliyoruz. Gezi rehberlerini kontrol etmediğim için sağdan soldan duyduğum yerleri hem arkadaşıma gösterip hem de kendim görmek için başladık meşhur Cumhuriyet caddesini adımlamaya. Nostaljik tramvay, tarihi yapılar ve eski çınalar... Etrafa kısaca göz gezdirip fotoğrafladıktan sonra şehrin sembolü haline gelmiş olan Ulucami'ye vardık.  Sizce camide en dikkat çekici şey nedir? Benim için cami içindeki hat yazıları ve ahşaptan yapılan şeylerin işlemeleridir. Ancak Burak için hiç öyle değil. Tahmin edin ne? Cami kapılarındaki brandalar lodostan uçup savrulmasın diye konulan kettlebelller. İnsanoğlunun eski çağlardan beri kullandığı bu ağırlık eşyası Antik Yunan'dan, Urartula...